Değerler Eğitimi Nedir ?

Değerler Eğitimi Nedir ?

DEĞERLER EĞİTİMİ NEDİR?

 

Değerler Eğitimi, “Değerleri öğretmek için açık bir girişim” olarak tanımlanabilir.

 

 

NİÇİN DEĞERLER EĞİTİMİ?

 

Anne, babalar ve eğitimciler olarak sormamız gereken soruların başında şunlar gelir:

 

—  İçinde bulunduğumuz ortam ve çevre istediğimiz değerlere sahip çocukları yetiştirmek için uygun mu?

—  Biz her şeyi çocuklarımız adına düşünüp yaparken onlar sorumluluk sahibi olabilecekler mi?

—  Televizyonlarda bu kadar şiddet içerikli programı seyrederken barışçı olabilecekler mi?

—  Biz aşırı korumacı ve müdahaleci davranırken onların özgüvenleri gelişecek mi?

—  Biz şimdi onlar mutlu olsun, üzülmesinler diye uğraşırken, onlar mücadele etmeden mutlu olabilecekler mi?

—  Okullar, sadece akademik açıdan başarılı bireylerin yetiştirildiği kurumlar olarak mı düşünülmeli?

—  Temel insanî değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmek de okulun temel misyonları arasında değil mi?

—  Çağın getirdiği olumsuz durumlar karşısında, okullar öğrencilerine rehber olabiliyor mu?

—  Yükselen şiddet eğilimleri,

—  Sahtekârlıkta artış (yalan söyleme, kopya çekme ve hırsızlık),

—  Anne-babaya, öğretmene, yetkili kişilere karşı gelme,

—  İş ahlâkında düşüş,

—  Kişisel ve toplumsal sorumluluk bilincinde azalma,

—  Kendine zarar verici davranışlarda (madde bağımlılığı ve intihar) artış vb.

—  Değişen ve gelişen dünya ile beraber televizyon, bilgisayar oyunları, sinema, dergi, internet, oyuncaklar ve reklamlar aracılığıyla bütün dünya, artık çocuklarımızın sosyal çevresi olmuştur.

—  Aile ve okul tarafından verilen değerlerle televizyon ve dış dünyanın verdiği değerler çoğu zaman farklılık göstermektedir.

—  Bu noktada anne babaların işleri daha da zorlaşmaktadır.

 

 

Hızlı ve baş döndürücü şekilde değişim içinde olan değerler, bunlarla baş etmek zorunda kalan ve değer karmaşası yaşayan çocuklar için değer aktarımı çok daha önemli bir hâle gelmiştir.

Ortak değerler oluşturamayan bir toplumun bütünleşme değil, tersine toplumsal çözülme yaşaması kaçınılmaz bir gerçektir.

 

—  Çocuklarımızın zihinlerini bilgiyle doldurarak öğretim yaparken gönüllerini de sevgiyle donatıp onların ahlâklı birer fert olarak yetişmeleri için okullarımızda Değerler Eğitimi çalışması yapmamız gerektiğine inandık.

 

DEĞERLER EĞİTİM PROGRAMININ AMAÇLARI

—  İyi karakterli bireyler yetiştirmek,

 

—  Temel değerleri pekiştirmek,

 

—  Çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak temel değerleri psikolojik, bilişsel ve sosyal gelişimlerine uygun olarak kazanmalarını sağlamak.

 

—  Çocukların kazandıkları değerleri davranışla ifade etmeleri yönünde fırsat vermek

 

—  Karakter ve Değerler Eğitiminin ailede ve okulda paralel bir şekilde işleyişini sağlamak.

 

 

DÜNYADA “DEĞERLER EĞİTİMİ”

 

Değerler Eğitimi, Yasayan Değerler Eğitim Programı (YDEP) adı altında 1995 yılında Birleşmiş Milletlerin 50. yıl dönümü kutlamaları için Brahma Kumar is`in hazırladığı uluslararası bir proje olarak uygulanmaya başlanmıştır.

 

—         UNESCO tarafından desteklenen bu eğitim, tüm dünya eğitimcilerinin ortak olduğu “Yaşayan Değerler Eğitimi” adlı bir eğitimdir.

Demokrasi, adalet, özgürlük gibi evrensel değerlerin öğrencilere kazandırılmasında telkin yolu değil, ‘etkinlik temelli’ yaklaşımlar yaygın olarak kullanılmıştır. Ayrıca değerler eğitimine yönelik farklı yaş grubundaki öğrenci ve öğretmenler için materyaller geliştirilmiştir.

 

—         “Daha iyi bir dünya için değerlerimizi paylaşalımisimli bu proje; iş birliği, özgürlük, mutluluk, dürüstlük, sevgi, alçakgönüllülük, barış, saygı, sorumluluk, sadelik, hoşgörü, birlik olarak 12 evrensel değere odaklanmıştır. YDEP, Mart 2000′de 64 ülkede 1800 okulda uygulanmaktaydı.

 

 

DEĞERLER EĞİTİMİ NASIL UYGULANACAK?

 

—  Değerler eğitimi belirli bir süreyle sınırlandırılamaz.

—  Amaç, çocukların yıl boyunca bu değerleri içselleştirmesidir.

—  Bu konuda velilerimizin katkı ve desteklerini önemsiyoruz.

—  Belirlenen değerlerin kazandırılmasına, sonraki eğitim-öğretim yıllarında da, gelişimsel süreçler dikkate alınarak devam edilecektir.

—  Yaparak ve yaşayarak öğrenmenin etkisi düşünülerek çocukların aktif oldukları etkinlikler yoluyla değerleri özümsemeleri sağlanacaktır.

 

 

DEĞERLER EĞİTİMİNİ NASIL VERMELİYİZ?

 

—       Program, birbirini tamamlayan üç boyutta geliştirilmiş etkinlikleri içermektedir:

 

(1)    Sınıf İçi Etkinlikler,

(2)    Okul İçi Etkinlikler,

(3)    Aileye Yönelik Etkinlikler.

OKUL ETKİNLİKLERİ

 

 

—  Okulun seçilen değeri destekleyecek görsel malzemelerle donatılması,

(Okullarda bir pano sadece Değerler Eğitimi için ayrılıp düzenlenmelidir.)

 

—  Okulda bulunan kulüplere ve ders dışı çalışmalara etkinlik önerileri hazırlanması ve bunların uygulanmasına liderlik edilmesi,

 

—  Her değerin başlangıcında görevli öğretmen ve öğrenciler tarafından bütün okula o değerle ilgili tanıtım sunumu yapılması.

 

—  Okul personelinin değerlerle ilgili olarak bilinçlendirilmesi,

 

—  Çalışmalar sonucu ortaya çıkan ürünlerin sergilenmesi,

 

—  Duvar gazeteleri, broşürler ve benzeri basılı materyaller hazırlanması,

 

—  Çocukların özdeşim kurabilecekleri ve örnek alabilecekleri tanınmış kişilerin okulda konuk edilmesi,

 

—   Okul genelinde ve sınıflarda proje çalışmaları gerçekleştirilmesi.

 

—  (Özellikle ortaöğretim öğrencileri projeyi kendileri bulup uygulamalı)

 

 

SINIF ETKİNLİKLERİ

—  Bu etkinlikler, temelde öğretmen görevlerini desteklemeye dönüktür.

 

—  Ders programlarının içine yedirilmiş bu etkinlikler, öğrenci merkezli ve aktif öğrenme esaslıdır.

 

—  Etkinlikler sınıf rehber öğretmenleri, sınıf öğretmenleri veya özel alan bilgisi gerektiren branş öğretmenleri tarafından uygulanır.

 

—  Her sınıf bir pano düzenlemeli.

 

 

AİLEYE YÖNELİK ETKİNLİKLER

 

Çocuklarımıza kazandırmaya çalıştığımız bu değer ve davranışların kalıcı olması, okul-aile işbirliği sayesinde mümkün olacaktır. Değerler eğitimine aileleri de dâhil etmek için Veli mektuplarıyla ailelere bilgi verilecek, okul web sitelerinde ve sınıf toplantılarında değerler eğitimi konusunda bilgilendirmeler yapılacaktır.

 

 

AİLE EĞİTİMLERİ ÖNEMLİ

 

 

—  Ailelere değerler eğitiminin önemi kavratılmalı.

 

—  İkna çalışmaları yapılmalı.

 

—  Karakteri sağlam, değerleri özümsemiş bireylerin akademik başarıyı da yakalayacakları önemle vurgulanmalı.

 

—  Veliye sonuç gösterilmeli, somut örnekler verilmeli.

 

Değerler Eğitim uygulamaları öğrencilerde dış disiplin yerine iç disiplinin geliştirecek ve akademik başarıya da doğrudan etki edecektir.

 

Sınıf içinde sınıf rehber öğretmenleri tarafından uygulanacak etkinlik örnekleri ARGE birimi tarafından okullara gönderilecektir. Okullara gönderilen etkinlikler sadece birer örnektir. Değerler Eğitimi Okul Yürütme Komisyonu bu etkinlikleri geliştirip zenginleştirebilir.

Yapılan etkinlikler okullar arasında paylaşılabilir.

 

 

DEĞERLENDİRME

 

—  Değerlerle ilgili ARGE birimi tarafından hazırlanan ön test ve son testler, öğrencilere (örneklem grup) uygulanacaktır.

 

—  Ayrıca gözlem ve görüşme gibi yöntemlerle de değerlendirme yapılabilecektir.

 

—  Okullardan gelecek raporlar ARGE birimi tarafından değerlendirilecektir.

 

 

18. MİLLÎ EĞİTİM ŞÛRASI KARARLARI

 

—  20. “Sanat İnsanı Yetiştirme Projesi” ve “Değerler ve Eğitimi Projesi” hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır.

 

—  30. Öğretim programlarında, değerler eğitiminde değer aktarımı yerine ulusal ve evrensel değerler birlikte düşünülerek farkındalık kazandıracak yaklaşımlara öncelik verilmelidir.

 

—  31. Değerin bir tercih olduğu ve toplumların benzer tercihlere sahip kişilerden oluştuğu vurgulanarak öğretmenlere değer eğitimi bilinci kazandırılmalıdır.

 

—  32. Öğretmen yetiştiren tüm programlara değerler eğitimine yönelik bir ders konulmalı ve sistemdeki öğretmenlerin hizmet içi eğitim programlarında değerler eğitimine yer verilmelidir.

 

—  33. Ortak değerlerin vurgulanması ve değer farklılıklarının zenginlik olduğu bilincinin kazandırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

 

—  34. Tüm eğitim-öğretim kademelerinde değerler eğitimine yönelik, STK’larla iş birliği yapılarak alan öğretmenlerinin ortak kullanabileceği program ve materyal geliştirilmelidir.

 

—  35. Değerler eğitimine, okul öncesinden başlayarak yaygın eğitim dâhil olmak üzere eğitim öğretimin her kademesinde, tüm dersler ve okul kültürü içerisinde yer verilmeli ve bu konuda öğretmen, yönetici, öğrenci, aile ve çevre ile iş birliğine gidilmeli, farkındalık oluşturulması için kitle iletişim araçlarından faydalanılması amacıyla gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

 

—  36. Ödüllendirme kriterlerinde, değerler eğitimi açısından örnek davranışlar sergileyen öğrencilere yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.

 

—  37. Medya ve değerler eğitimi ilişkisi konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik araştırma ve eğitim çalışmalarına önem verilmeli; bu konuda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

 

SEVGİ DEĞERİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ

 

—  Okulların Web sayfalarında “Değerler Eğitimi” ile ilgili çalışmalar ve duyuruların yayınlanması,

 

—  Öğretmenler odasında değerlerimiz ve değerler eğitimi ile ilgili kitap, dergi vb. kaynakların bulunduğu bir kitaplık oluşturulması.

 

—  Teneffüslerde müzik dinletisi yapılması,

 

—  Sevgi değeri işlenirken sevginin farklı yönleri ve çeşitleri(insan, hayvan, tabiat, vatan sevgisi vb.) hakkında bilgiler veren çalışmalar yapılması.

 

—  İlköğretim 1.kademe ve anasınıflarında sınıf içinde “sevgi” içerikli panolar hazırlama ve bunların yenilenmesi,

 

—  ARGE birimince hazırlanan veli mektuplarının okullar tarafından velilere ulaştırılması,

 

—  “Sevgi” içerikli kitaplardan oluşan listelerin okul panolarında sergilenmesi,

 

—  Rehberlik dersinde sevgi konulu sınıf etkinliklerinin uygulanması,(Her değer için 2 etkinlik)

 

—  Velilere Değerler eğitimi tanıtılması ve “sevgi” konulu seminer düzenlenmesi(sınıflar bazında),

 

—  Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana ile ilgili çalışmalar yapılması(sunu, pano, yarışma vb.) gösterilmesi,

 

—  Sevgi konulu şiir/ kompozisyon yazma çalışması yapılması,

 

—  Sevgi konulu resim, afiş, poster çalışması yapılması

 

—  Yarışmalar düzenlenmesi

 

—  Sevgi konulu şarkıların öğretilmesi (ilköğretim ve okulöncesi)

 

—  Sevgi konulu eğitici, etkili şiir veya öykülerin sınıflarda okunup yorumlanması.

 

—  Sevgi konulu drama çalışmaları yapılması(okulöncesi ve ilköğretimlerde)

 

—  Sevgi konulu şiir dinletisi veya kısa bir oyun hazırlığı (ilköğretim 2. kademe, ortaöğretim öğrencileri)

 

—  Sevgi konulu çizgi film gösterimi (anaokulu ve ilköğretim ana sınıfı, 1. kademe)

 

—  Sevgi konulu film gösterimi (ilköğretim 2. kademe ve ortaöğretim )

 

—  Değerle ilgili münazara, konferans, panel, forum gibi etkinliklerin yapılması (ilköğretim 2. kademe ve ortaöğretim )

 

—  “Sevgi Ağacı”nın sınıflarda oluşturulup sergilenmesi,(anaokulu ve ilköğretim 1.kademe)

 

—  Konu ile ilgili resim sergisi düzenlenmesi,

 

—  Doğa sevgisi ile ilgili bir okul etkinliği planlanıp uygulanması (çevre gezisi, ağaç veya çiçek dikimi vs.)

 

—  Huzurevi ziyaretleri.

 

YARDIMSEVERLİK DEĞERİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ

 

Yardımseverlik; bireyin sahip olduğu güç ve olanakları, baskı hissetmeksizin içtenlikle paylaşmasıdır.

Çocuklar yardımseverlik davranışını doğal yollarla öğrenirler. Diğer sosyal davranışların gelişiminde olduğu gibi yardımseverlik de yaşamın ilk yıllarında öğrenilmektedir. Yardımseverlik davranışının temelini teşkil ettiği düşünülen ‘’paylaşma duygusu’’,18 aylık bebeklerde gözlenebilmektedir. Bununla beraber bebekteki ilk paylaşma davranışının kaynağı henüz açıklanamamaktadır. Olumlu sosyal davranışların, aile içersinde öğrenme ortamı ile ve aile bireyleri tarafından sağlanan modellerin örnek alınmasıyla oluştuğu görülmektedir. Bir başka deyişle yetişkinlerin tutum ve davranışları,  çocuklarda görülen paylaşma ve yardım etme davranışını kuvvetli bir şekilde etkilemektedir. Böylece yardımsever kişi daha mutlu ve verimli bir yaşam sürer.

Çocuklarda yardımseverlik davranışını oluşturmak ve süreklilik kazandırabilmek için bazı noktaları göz önünde bulundurmak gerekir.

Çocuk; küçük yardımlar ile teşvik edilmeli, yardıma ihtiyaç duyduğunda gerekli yardım sağlanmalı, beklenen davranışları sergilediğinde onu motive ederek, davranışlarına süreklilik kazandırılmalı ve yaptığı davranışın onaylandığı çocuğa yansıtılmalıdır. Çocuğa empati kurma becerisi kazandırılmaya çalışılmalı, yardımseverliğin karşılıklı bir etkileşim olduğu da unutulmamalıdır.

 

İlköğretim 1–4. Sınıf düzeyindeki öğrencilerden beklenen davranışlar:

 

  • Yemek yapılırken, sofra hazırlanırken, toplanırken yardımda bulunma.
  • Evde ortak kullanım alanlarının düzenlenmesinde yardımcı olma,
  • Ebeveynine ya da yardıma ihtiyacı olan kişilere poşetlerini taşıyarak yardım etme.
  • Market alışverişi yapılırken alınan ürünleri poşete yerleştirme.
  • Aile bireylerinin görevlerine yardımcı olma (evcil hayvanı besleme, çiçeklere su verme,

araba yıkanmasına ve ayakkabıların boyanmasına yardım etme vb.)İlköğretim 5.-8. Sınıf düzeyindeki öğrencilerden beklenen davranışlar:

 

  • Evde misafir ağırlamaya yardımda bulunma.
  • Alışverişe yardım etme.
  • Çamaşır toplama ve asmaya yardımcı olma.
  • Kardeşinin ödevine yardım etme.
  • Evde temizliğe yardım etme.
  • Ebeveynin görevleri arasındaki minik boşlukları doldurma. (Örneğin küçük kardeşin bakımı esnasında yardımcı olmak.)

 

 

 

ANNE BABA OLARAK YARDIMSEVERLİK DAVRANIŞINI KAZANDIRIRKEN

 

  • Yardımsever çocuklar yetiştirmenin en belirgin yolu, onlarda görmeyi istediğiniz, cömert, düşünceli ve yardımsever davranışı sizin de uygulamanızdır. Çevrenizde yardıma ihtiyacı olanları fark edip yardımcı olurken, bu davranışın çocuğunuzda da gelişmesi için örnek olun.

 

  • Çocuğunuzu size yardım etmesi için teşvik edin. Size yardım ettiğinde sonuçlarını ve duygularınızı paylaşın.

 

  • Çocuğunuzla, hem yardım aldığınız hem de yardımda bulunduğunuz farklı yaşantılarınızı paylaşabilir, o anlardaki duygularınız üzerine konuşabilirsiniz.

 

  • Yardım istediğinde kızmayın. Yardım talebinde haklıysa yardımcı olun. Sorumluluktan kaçmak için yardım istediğinde bu sorumluluğu kendisinin yapabileceğini vurgulayarak onu motive edin.

 

SORUMLULUK DEĞERİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ

Günümüzde anne-babalara “Nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorsunuz?” sorusunu sorduğumuzda alınan cevaplar, genelde benzer görüşleri kapsıyor: Başarılı, ne istediğini bilen, özgüven sahibi, kendini iyi ifade edebilen, yeteneklerini ön plana çıkartabilen, mutlu, yaşadığı çevreye uyum sağlayabilen… Aynı soruya bir eğitimcinin vereceği cevap da hiç şüphesiz temelde aynı olacaktır.

Anne-babaların ve eğitimcilerin ideal insan tanımına yaklaşan kişiler yetiştirebilmeleri için çocuklarına küçük yaşlarda kazandırmaları gereken bazı değerler vardır. Bu değerler, çocuğun yetişkinlik yaşantısında önemli bir yere sahiptir; çünkü bu değerler, aynı zamanda huzurlu, mutlu ve başarılı bir yaşantının da temel anahtarlarıdır.

 

İdeal yetişkin tanımında yer alan becerilerin kaynağındaki değerlerden bir tanesi de “sorumluluk bilinci”dir. “Yaptığı işi sonuna kadar götüren ve yapmakta olduğu bir davranışın olası sonuçlarına katlanmayı göze alan çocuğa” sorumlu çocuk gözüyle bakabiliriz.

Sorumluluk bilincini kazanmak, oldukça uzun bir süreç olmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda kazanılmaya başlanması gereken bir değerdir. Elbetteki çocuklar sorumluluk duygusuyla doğmazlar. Ancak sorumluluk sahibi olmayı öğrenme pek çok kişinin sandığından daha erken bir yaşta başlar. Bir bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren çevresinde sezinlediği olaylardan etkilenir. Anne-babanın özenli yaklaşımları, bebeğin ihtiyaçlarına karşı gösterdikleri duyarlılıkları, bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılamaları ile gelişmeye başlayan sorumluluk duygusu, ebeveynlerin çocuklarının yaşlarına uygun bazı görevleri vermesiyle de yerleşmeye başlar ve bir bilinç haline gelir.

Sorumluluğu bir değer olarak çocuklara nasıl kazandıracağımız konusuna geçmeden önce, sorumluluğun ne olduğunun iyi anlamamız gerekir.

Sorumluluk;

1)    Kurallara uyma,

2)    Tercihlerin ya da seçimlerin sonucuna katlanma,

3)    Başka insanlara ve onların haklarına saygı gösterme,

olarak ele alınabilir.

Ancak sorumluluk, başkalarının söylediği her şeyi yerine getirme olarak düşünülmemelidir. Anne-babasının, öğretmeninin ya da çevresindeki herhangi birinin söylediklerini yerine getiren bir çocuğa, sorumlu çocuk, gözüyle bakamayız. Bu şekilde davranan bir çocuk, gerektiğinde, öncelik vermesi gereken konuların ayrımını yapamaz. Örn: Ertesi gün okulla ilgili bir görevi yerine getirmesi gerekirken, akşam gezmeye giden bir çocuk okula karşı sorumluluğunun aksamasına sebep olurken; şeker hastası bir çocuğun arkadaşlarını kıramayıp, ikram edilen şekeri yemesi de, kendisine karşı sorumluluğunun gelişmediğine bir işarettir. Yukarıda belirtilen örneklerdeki davranışlar, kayıtsız bir uyum olarak değerlendirilebilir. Ancak, bizim istediğimiz davranış modeli bu da değildir.

 

SORUMLULUK BİLİNCİ NASIL KAZANDIRILIR?

Çocuğumuzdan beklentilerimizin gerçekleşmesi durumuna göre onun sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrendiğini ya da öğrenemediğini düşünürüz. Eğer beklentilerimize uygun davranışlar ortaya çıkmamışsa sorumluluk kazandırma sürecini gözden geçirmek gerekir. Elbetteki bu süreç her eve, her anne babaya göre farklı yaşanacaktır. Çünkü sorumluluğun gelişimi çocuktan çocuğa değişiklik gösterir. “Her çocuk aynı zamanda aynı sorumlukları alır.” diyemeyiz. Çocukların kişilik özellikleri, fiziksel yapıları mutlaka dikkate alınmalıdır. Ancak burada önemli olan anne-babanın, çocuğunun işini yapmayı bırakması ve kendi işini kendisinin yapması konusunda ısrarcı davranabilmesidir. Anne-babalar, çocuklarının yapabilecekleri şeyleri kendileri yaparak, yaşamları boyunca ihtiyaç duyabilecekleri karar verebilme, seçim yapabilme, girişken davranabilme gibi becerilerin gelişimini de engellemiş olurlar. Kişisel farklılıklar söz konusu olsa da, sorumluluk kazandırmaya yönelik her sürecin “temel” ve “değişmez” öğeleri vardır.

 

„ Bilgilendirme: Çocuğun davranışında istenen değişimin gerçekleşebilmesi için önce çocuğun bu değişim hakkında bilgilendirilmesi gerekir. Çocuğun bu değişimi bir ihtiyaç olarak görebilmesi için, nedenleri hakkında bilgi vermek önemlidir. Kuralların neden konduğu ve sorumluluğun önemi anlatılmalıdır. Çocuklar, niçin bazı işleri yapmak zorunda olduklarını anlar ve bilirlerse, ne zaman ailelerine yardımcı olmaları gerektiğini, ne zaman bağımsız davranabileceklerini de öğrenmiş olurlar.

 

„ Takip: Bilgilendirmeden sonra, çocuğun söz konusu davranışı gösterebilmesi için ona bir süre tanınması gerekir. Bu süre içerisinde yapılan takip sonucunda sorumlu davranışın ortaya çıkıp çıkmadığına, ne sürede ortaya çıktığına, hangi zamanlarda davranışın yapıldığına-yapılmadığına dikkat edilmelidir.

 

„ Geri bildirim: Belli bir süre sonra gidişat hakkında bilgilendirmek gerekir. Eğer istenen sorumlu davranışın sayısında artış varsa uygun pekiştireçlerle motive edilmeli, eğer beklenen sorumlu davranışın ortaya çıkmasında sıkıntılar varsa, bu sıkıntılar ve olası nedenlerinin çocukla paylaşılması gerekir.

 

„ Hatırlatma: İstenen davranış eğer gerçekleşmiyorsa yeniden hatırlatma sürecine gidilmelidir. Yeniden bilgilendirme ile başlayan bu süreç, davranış oturana kadar devam etmelidir.

Yukarıda anlatılan bu öğeler, sadece sorumluluk kazandırma sürecine ait değildir; temel alışkanlıkların oturmasında, kuralların belirlenmesinde, kısaca yaşantımızı düzenleyecek her türlü önlemde bulunması gereken öğelerdir ve ancak kararlı ve sabırlı bir tutumla yaklaşıldığında davranışın oturması sağlanabilir.

 

SORUMLULUK KAZANDIRMA SÜRECİNDE DİĞER BİLİNMESİ GEREKENLER…

Sorumluluğu öğretmek için sorumluluk vermeye istekli olmak gerekir.* Bazen anne-babaların küçük yaştaki çocuklarının yorulmasına dayanamadıkları için birçok şeyi onların yerlerine yaptıklarını görüyoruz. Bu tarz bir yaklaşım, çocuğun rahatlığa alışmasına ve ileride büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Küçük yaşlarda başkalarının kendisine ait işleri yaptığını gören çocuk, ileriki yaşlarda da bunu devam ettirmeye çalışır ki, bu da anne-baba-çocuk arasındaki çatışmaların da artmasına neden olur. Çünkü bir süre sonra anne-baba için de çocuğun sorumluluklarını takip etmek güçleşmeye başlar.

Anne-baba olarak, olayların biraz gerisinde durup bir şeylerin olmasına izin verme yürekliliğini göstermelisiniz. Bir çocuğun tek başına bazı işleri yapmasına müsaade etmek gereklidir. Bazen yanlış olduğunu bildiğimiz davranışları çocuğun yapmasına izin vermek, onun davranışının sonucunu görmesi için faydalıdır. (Siz hatırlatmadan okul çantasını    unutmama sorumluluğu konusunda anlaşmaya vardığınız halde, bunu yapmayı unutuyorsa ve siz onun yerine çantayı okula götürüyorsanız, sorumluluk öğretmemiş olursunuz.)*

Her zaman çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunu ve gelişimsel düzeyini düşünerek sorumluluk vermelisiniz. Her çocuğun farklı yetenekleri, farklı kişilik özellikleri, farklı bir fiziksel yapısı olduğu göz önünde bulundurulsa, aynı yaştaki her çocuğun aynı sorumlu davranışları yerine getirmesini elbetteki bekleyemeyiz. Sorumluluğun gelişimi çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Ancak, genel gelişim özellikleri açısından değerlendirdiğimizde, çocukların evde yerine getirebilecekleri sorumluluklarını bilmek, bize beklentilerimizi ayarlayabilmemiz açısından yardımcı olabilir.

Çocuğunuza seçme hakkı tanıyın: Çok küçük yaştan başlayarak bir çocuğa seçme hakkının tanınmasıyla sorumluluk kazandırma eğitimi verilebilir. Seçim yapabilme fırsatlarının çocuğa sunulması, çocuğun kişilik gelişimini olumlu yönde etkiler. Seçim yapabilme; karar verebilme ve seçimlerin sorumluluğunu alabilme becerisini geliştirir, kendilerini daha iyi tanımalarını sağlar, hayat boyu önlerine çıkacak zor kararlarda mücadele edebilmelerine yardımcı olur.

Model olun: Birçok davranışta olduğu gibi sorumluluk bilincini kazandırma sürecinde büyüklerin örnek davranışları önemlidir. Yetişkinlerin kendi yaşantılarına ait sorumluklara gereken özeni göstermeleri, küçük çocukların dikkatini çeker ve onların tutumlarını gözlemleyerek daha iyi öğrenirler.

 

 

SORUMLULUK SÜRECİNİN DEĞERLENDİRMESİ

 

Eğer çocuğunuzun sorumluluk düzeyi sizleri meraklandırıyorsa, çocuğunuzdan ne tür beklentileriniz olduğunu ve çocuğunuzun bunun ne kadarını gerçekleştirebildiğini şu başlıklar altında değerlendirebilirsiniz:

„ Benim çocuğumdan beklentilerim neler?

„ Öğretmenlerinin beklentileri neler?

„ Çocuğumun gösterdiği davranışlar, bunlardan ne kadar farklı?

„ Çocuğumun bu davranışları onun yaşantısını olumsuz yönde etkiliyor mu? (Ders başarısı düşük mü, arkadaş ilişkileri kötüye mi gidiyor, unuttuğu sorumlulukları nedeniyle sürekli kaygılı mı, sık sık çatışmalara mı giriyor?)

„ Çocuğumun bu davranışları başkalarının haklarını engelliyor mu?

 

               ADALET DEĞERİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ

Çocuklara öğretilen bilgiler taşa kazınan yazılar gibidir. Fakat çocukların genel olarak anlatılanları değil, gördüklerini ve yaşadıklarını daha fazla benimsedikleri bilinmektedir.

Bu noktada, adalet değerinin kazandırılması anne-baba, eğitimci ve sürece katılan diğer öğelerin sunacağı tüm girdilerin, çocuk tarafından özümsenmesiyle oluşacaktır.

Adalet; insanı diğer canlılardan ayırt eden başlıca özelliklerden birisidir.

Pekâlâ, adalet nedir?

Adalet; hayatın her anında, davranışlarda, karar vermede, insanların haklarını ödemede, sevmede ve ilgi göstermede, yönetim işlerinde ve eğitimde dosdoğru hareket etmek, düzgünce iş yapmak, herkesin hakkını vermektir.

Adil bir dünya ancak çocuklarımıza adalet duygusunun verilmesiyle gerçekleştirileceğini bilmeliyiz.

Pekâlâ, çocuklarımıza adil olmayı, adalet duygusunu nasıl kazandırmalıyız?

  • Çocuğunuzun gelişen ruhunu etkilemek sizin elindedir. Çocuğunuzun bir yetişkin olduğunda ortaya çıkacak olan kişiliğinde sizlerin çok büyük etkisi olacaktır. Bu nedenle çocuğunuzun iyimi yoksa kötümü olacağına etkisi çok büyük olan adalet duygusunun kazandırılmasında aşağıdaki önerileri dikkate alarak ailenizde uygulamanız okulda uygulanan etkinliklerimizin etkisini artıracaktır.
  • Aile içinde çocuklar arasında ayrım yapmayarak aralarındaki adaleti sağlayın. Bu şekilde çocuğunuz gözlemlemiş olduğu adaletli tutumu ileride size ve çevresine yansıtacaktır.
  • Adalet konusunda çocuklarınıza örnek olun,
  • Kesin ve emin olmadığınız, başkalarından duyduğunuz söylemler ile çocuğunuzu yargılamayın, eleştirmeyin, kızmayın,
  • Otobüs beklerken, fatura öderken sıraya girin. Okulda sıraya girmesini öğütleyin. Bunun ne kadar önemli olduğu konusunda ona kısa açıklamalarda bulunun,
  • Adaletli olmayı anlatan kısa hikâyeler bularak bunları çocuğunuza okuyun,
  • Ev içinde tüm bireylere adaletli bir görev dağılımı yapıldığını ona anlatın, hata yaptığınızda bunu kabul edin,
  • Davranışlarında ve aile içi kurallarınızda tutarlı olun,
  • Yalan söylememeye, bazı kişilerin arkalarından konuşmamaya özen gösterin,
  • Çocuğunuz bir konu veya arkadaşı hakkında yargıda bulunduğunda hangi temele dayandırdığını ona sorun. Tahminlerle ve kesin emin olmadan hareket ederek bir yargıya ulaştığında onu uyarın ve ona yol gösterici olun.
  • Karşılaştığınız ailevi ve çevreden kaynaklanan problemleri çözerken adil olmaya çalışın. Konuyla ilgili yargıya varmadan önce araştırın, dinleyin ve sağduyulu olmaya özen gösterin,
  • Zayıf veya güçsüz durumda olan kişiler çevrenizde varsa onları gözeterek çocuğunuza örnek olmaya çalışın,
  • Çocuğunuz bir hata yaptığında vereceğiniz cezanın yaptığı hata ile eş değer olmasına özen gösterin. Küçük hatalara büyük cezalar vererek onun adalet duygusunu zedelemeyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>